Zihin Engelli Bireylerde Görsel Sanatlar Eğitiminin Önemi

Sanat eğitimi;

  • bireylere kişilik kazandırma,
  • insancıl değerler aşılama,
  • topluma karşı duyarlı hâle getirme,
  • yaşanılan olumsuz koşulları olumlu hâle getirme,
  • kendilerini gerçekleştirme,
  • estetik değer ve beğeni ile donatma ve mutluluk ögelerini tatma konusunda yardımcı olabilen bir eğitim alanıdır.

Bu doğrultuda bireyin eğitiminde sanat eğitiminin kullanımı toplumda mutlu ve sağlıklı bireylerin yetişmesine olanak sağlayabilmektedir.

Sanat eğitimi yalnızca; yetenekli, sanat eğitimini arzulayan ya da sanatsal faaliyette bulunmak isteyen bireyler için değil ,toplumdaki bütün bireyler için gerekli olan bir olgudur. Toplumların kendi kültürel değerlerini koruyup yeni değişimlerle sentezleyip dünya yapısı içerisinde yer alabilmeleri sanat eğitimine önem vermeleri ve bu doğrultuda bireylerini yetiştirmeleri ile mümkündür. Sanat eğitimi bireylerin, çoklu düşünmelerine, yaratıcı olmalarına, sentez ve analiz yapabilmelerine, var olanı değerlendirip problemleri çözebilmelerine, olanakları hayal güçleri ile zorlamalarına, eleştirel ve yapıcı olmalarına ve olaylara karşı duyarlı olmalarına olanak sağlayabilmektedir. Diğer bir deyişle sanat eğitimi, bireyin keşfetmesinde yol gösterici olabilmektedir. Bu keşfetme bireyin sadece sanat alanında değil diğer alanlarda (matematikte, fende, biyolojide, kimyada, tıpta vb. alanlarda) da keşfedici ve araştırıcı olmasını da kapsayabilmektedir.

Özel eğitime muhtaç bireylerin eğitim-öğretim süreçlerinde, belirlenen hedeflerin gerçekleşmesine yardımcı olan, görsel sanatlara yönelik uygulama çalışmalarının kullanıldığı, bireyin yapabilirliğini ve çok yönlü gelişimini destekleyen, hedeflendirilmiş, sistemli bir eğitim sürecidir.

Diğer bir tanımı ile özel gereksinimli bireylere yönelik görsel sanatlar eğitimi: Özel gereksinimli bireyin sahip olduğu özel durumu daha iyi bir konuma getirebilmek için oluşturulmuş görsel sanatlar (resim-iş/plastik sanatlar) içerikli etkinlikler ve çalışmalar sürecine verilen genel isimdir.

Özel gereksinimli bireyin;

  • bireysel kimlik kazanması,
  • başarı ve başarı duygusunu tatması,
  • güven ve cesaretinin artırılması,
  • sosyal yaşama uyumunun sağlanması,
  • el-göz ve el-göz-beyin koordinasyonun sağlanması, duygusal yapısının geliştirilmesi ve düzenlenmesi, ifade gücünün geliştirilmesi,
  • algılama yapısının artırılması,
  • büyük kas ve küçük kas becerilerinin artırılması, kıyaslamalar ve benzetmeler yapabilmesinin sağlanması,
  • yaratıcılık oluşumunun geliştirilmesi,
  • estetik beğeni ve haz duygusunun geliştirilmesi ve diğer akademik alanlardaki (Türkçe, matematik,  yazı yazımı, kavram bilgisi,
  •  günlük yaşam becerileri, … vb.) bilgi ve becerilerin öğretiminin veya genellemesinin yapılabilmesi ve bunların neticesinde bağımsızlığın artırılması için gereklidir (Salderay, 2003: 33).

Genelde özel gereksinimli öğrenciler, zevk aldıkları bir şeyi yaparken zevk almadıkları bir şeyi yaptıklarına oranla daha kolay ve istekli öğrenirler.

Görsel sanatlar eğitimi ise özel gereksinimli öğrencilerin çoğunluğunun zevk aldığı bir alandır. Bu doğrultuda; öğretmenin amacı; öğrencilere bir şey öğretmek olduğuna göre, gereksiz yere öğrencileri zevk almadıkları ve kolay öğrenemedikleri derslerle sıkmaması gerekmektedir. Öğretmenler öğrencileri, zevk aldıkları ve öğrenmeye açık oldukları görsel sanatlar eğitimi çalışmaları ile hayata hazırlayabilmeli ve yönlendirebilmelidirler.

Ancak; gerek eğitimciler gerekse aileler, genelde okuma yazma, matematik gibi akademik becerileri eğitimin temel taşları olarak görürken, görsel sanatlar çalışmalarını boşa zaman harcama olarak görmektedirler. Bu yapı içerisinde öğrencinin eğlenerek öğrenmesi pek olanaklı görülmemektedir. Dolayısı ile; öğrencilerin bir parçası olduklarını hissettikleri çalışmalarda, öğrenmeye daha açık oldukları gerçeği de göz ardı edilmektedir (Kavale vd., 1988: 62; Polloway ve Patton, 1997: 374).

Her ne kadar özel gereksinimli öğrenciler, görsel sanatlardaki el becerisine yönelik bir uğraş alanında verilen yönergeleri uygulamaktan hoşlanmış olsa da; zorla kabul ettirilmeye dayalı bir görsel sanatlar eğitimi programı, öğrencinin eğitimini sıkıntıya sokabilmektedir. Bu noktada; özel gereksinimli bireylere yönelik görsel sanatlar eğitiminin temel hedefinin, özel gereksinimli bireyin bir sanat çalışması üretebilmesinden çok, bireyin bireysel gelişiminin olduğu unutulmamalıdır (Grytting, 2000).

Görsel Sanatlar Dersinin Öğrencilerin İletişim Alanındaki Sosyal Yaşam Becerilerine Katkısı

Görsel sanatlar eğitimi dersleri, öğrencilerin grup içi etkileşime geçmelerine ve katılımcı olmalarına ön-ayak olan derslerdir (Gökaydın, 2002). Bu doğrultuda; öğrencilerin derslerde, grup çalışmalarına yönelik isteklendirilmesi ve pekiştirilmesi, iletişim kurma davranışlarının gelişmesine katkı sağlamaktadır (Meros, 1990). Bu derslerde öğrenci, yeni arkadaşlıklar kurarak sıra beklemeyi, konuşmayı, dinlemeyi, paylaşmayı, iş birliği yapmayı, yardımlaşmayı öğrenerek iletişim becerileri gelişmektedir.

Aynı zamanda öğrenci, kendi benlik saygısını sanatsal çalışmada ortaya koyduğu bilme ve yapabilme düzeyine ilişkin olarak şekillendirmekte ve kendi varlığını kabul ettirmektedir. Kendini kabul eden ve ettiren öğrenci diğer öğrencileri de kabul eder ve benimser duruma gelebilmektedir (Artut, 2001: 191, 192). Bu yönde gerçekleştirilen görsel sanatlar çalışmaları, öğrencinin iletişim kurmaya yönelik olumlu davranışları kazanmasına katkı sağlamaktadır (Meros, 1990).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.