Öğrenme Biçimleri ve Stilleri

ÖĞRENME BİÇİMİ

Eğitim alanında uzun yıllardır öğrenme biçimi alanında araştırmalar yapılmaktadır. Öğrenme biçimleri ve stilleri, insan uyaranları algılama, beyinde işleme ve düzenleme, anlam yükleme konusunda gösterdiği karakterdir.

Kavramsal Yapı

Eğitimciler, uzun yıllardır öğrencilerin farklı biçimlerde öğrendiklerini kabul etmektedirler. Fakat bu farklılık bazıları tarafından bilişsel biçim, bazıları tarafından da öğrenme biçimi olarak tanımlanmaktadır.

Bilişsel biçim kavramını ilk kullanan Allport kullanmıştır. Daha sonra davranışçı psikolojinin egemen olmasıyla öğrenme biçimi kavramı yaygınlık kazanmıştır. Messick 1994 yılında 19 bilişsel biçim olduğunu saptamış, Riding ve Cheema ise en az 30 olduğunu savunmuştur.

Allport öğrenme biçimini bireyin alışık olduğu biçimde algılaması ve sorun çözmesi olarak, Knefe bireyin nasıl algıladığına ilişkin istikrarlı gösterge olarak, Grasha öğrencilerin bilgiyi edinme, öğrenme sürecine katılma yeteneği olarak tanımlamışlardır. Curry ise olaya farklı bir bakış açısı getirerek öğrenme biçimlerinin soğanın katmanları gibi üç tabaka halinde incelenebileceğini söylemiştir. Bu katmanlar; bilişsel kişilik, bilgi işleme ve öğretim tercihleridir.

SINIFLAMALAR

Alan Bağımlı-Alan Bağımsız

İlk kez Asch ve Witkin tarafından laboratuar koşullarında incelenmeye başlanmıştır. Bireyin algılama ve performansı üzerinde dış çevre etkileyici oluyorsa alan bağımlı, çevredeki uyaranlardan bağımsız ise alan bağımsız denmektedir.

Alan bağımlı bireyler bütüne odaklanır ve genel resmi görürler. İlişkileri topluca değerlendirme eğilimdedirler. Bencil değil, paylaşımcıdırlar.

Alan bağımsız bireyler bütünden çok parçaların üzerinde dururlar. Benzerliklerle fazla ilgilenmez, farklılıkları hemen ayırt ederler. Her olayı ayrı ayrı değerlendirmek isterler. Kendi yaşam alanlarını koruma güdüleri belirgindir.

Uyarlayıcı, Ayrıştırıcı, Birleştirici ve Özümseyici

Uyarlayıcılar, yeni bir duruma direnç göstermeden katılabilirler ve karar verme/sorun çözme süreçlerini yetenekleriyle halledebilmektedirler.

Ayrıştırıcılar, yeni durumlara yansız ve dirençsiz katılırlar, gözlem yaparak çoklu bakış açısı tasarlarlar. Beyin fırtınasından hoşlanırlar. Olaylara yaklaşımı eylemde bulunmaktan çok gözlem yapmaktır.

Birleştiriciler, olayları mantıksal olarak kuramsallaştırıp karar vererek veya sorun çözerek davranırlar. Soyutlamalar kullanırlar ve bilgiyi etkin biçimde işleme eğilimleri vardır.

Özümseyiciler, gözlemlerini kavramsallaştırmakta, mantıksal kuramlar dayalı açıklamalar geliştirmektedirler.

Eylemci-Yansıtıcı-Kuramcı-Yararcı

Eylemciler etkinliğe dayalı olarak, anlık deneyimler yoluyla öğrenirler. Yansıtıcılar, kararlar için toplanan verileri çözümleyerek öğrenirler. Kuramcılar, ulaştıkları bilgiyi özgün bir biçimde öğrenirler. Yararcılar ise öğrendiklerini bir yerlerde kullanabiliyorlarsa anlamlı bulurlar.

Düzleştirici-Keskinleştirici

Düzleştiriciler, deneyimlerine bağlı olarak yeni karşılaştıkları bilgileri öncekilere benzetme eğilimindedirler. İlişki kurmaya çalışır. Keskinleştiriciler ise önceki öğrenmelerden farklarını ortaya çıkararak öğrenmeyi tercih ederler.

Birleştirici-Ayrıştırıcı

Birleştiriciler, sunulan bilgiye dayalı olarak kendilerinden beklenen cevabı verme eğilimindedirler. Doğruluğu onaylanmış, garanti bilgilere daha çok önem verirler. Ayrıştırıcılar ise değişik, yeni yanıtlar üretme peşindedirler.

Özümseyici-Buluşçu

Özümseyiciler, çoğunlukla var olan yapıyı temel alırlar, yani sunulan bilgilerin dışına çıkmamayı tercih ederler. Buluşçular ise verilen bilgiyle kalmayıp, o bilgiden yeni bilgiler türetmeye uğraşırlar. Zor ve meydan okuyucu görevleri sevmektedirler.

Uyarlayıcı-Yenilikçi

Uyarlayıcılar genelde işi daha iyi yapma düşüncesindedirler. Bu nedenle işin yapısını çözmeye büyük önem verirler. Yeni öğrendiklerini eski öğrenmeleri ile karşılaştırırlar ve hangi şekilde başarılı olabileceklerini düşünürler.

Yenilikçiler ise var olanla yetinmeyip işi farklı yapmayı düşünürler. Özgündürler ve serbest çalışmayı severler.

Bütüncü-Sıralayıcı

Bütüncüler bilgileri bütünlüklü olarak görürler, yani öğrenme sürecinde geniş bir bilgi demetini tarar ve burada işlem yaparlar. Sıralayıcılar ise bilgiyi ardışık ve aşamalı adımlarla öğrenmeyi tercih ederler. Konu konu ilerlemek de denilebilir.

Çekingen-Katılımcı, Yarışmacı-Kubaşık ve Bağımlı Bağımsız

Çekingen öğrenciler öğrenme sürecinde edilgen bir tavır takınırla ve kaçınmacıdırlar. Derslere karşı ilgisizlik gösterirler. Katılımcı öğrenciler ise etkinliklere katılmayı, tartışmalara katılmayı önemserler. Elinden geleni yapmak isterler.

Yarışmacı öğrenciler arkadaşlarından daha başarılı olma ve bu davranışlarıyla ödül alma beklentisiyle çalışırlar. Diğer öğrencilerden yüksek puan almak en önemli amaçlarıdır. Kubaşık öğrenciler ise işbirliği yaparak öğrenirler, akranlarıyla yarışma içine girmezler.

Bağımsız öğrenciler, grup ödevlerinden, çalışmalarından kaçınırlar. Kendilerini bulundukları ortamdan soyutlarlar. Bağımlı öğrenciler sürekli gruplara dâhildir.

ARAŞTIRMA SONUÇLARI

Akademik Başarı

Birçok bilim insanı öğrenme biçimi ile akademik başarı arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Dunn ve Price yüksek başarılı öğrencilerin kararlı oldukları ve bedensel-duyumsal öğrenme biçimlerini tercih ettiklerini saptamıştır.Atkinson’un yaptığı araştırmada imgeci ve bütüncü öğrenme biçimine sahip olan öğrenciler en düşük başarıyı sergilerken çözümlemeci öğrenciler en yüksek başarıyı sergilemişlerdir. Ross, Drysdale ve Schulz’un yaptıkları araştırmalarda sıralı biçimde öğrenenlerin tesadüfî biçimde öğrenenlerden daha başarılı oldukları görülmüştür. 1992’de yapılan bir araştırmada bağımsız öğrenciler, bağımlılardan daha yüksek başarı elde etmişlerdir.

Öğrenme Materyallerinin Yapısı

Bazı araştırmalar öğrenme materyalleri ile öğrenme biçimleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Örneğin bütüncü öğrenme biçimine sahip öğrenciler düz bir metinden önce başlık verilmesi durumunda metni daha iyi anlamaktadırlar. Fakat çözümlemeci öğrenciler için hiçbir etkisi yoktur.  Bir başka örnekte ise ön düzenleyici bilgilerin verilmesi bütüncül öğrenme biçiminde konunun genel bir resmini oluşturmayı kolaylaştırmaktadır. Çözümleyici öğrenciler için bir şey ifade etmemektedirler.

Öğretim Stratejileri

Öğretme-Öğrenme sürecinde eğitimcilerin izlediği stratejiler de öğrenme biçimiyle doğrudan veya dolaylı olarak bir ilişki ortaya koymaktadırlar. Lawrence yaptığı araştırmalar sonucunda şu yargılara ulaşmıştır;

  1. Öğretmenler kendi aralarında benzer öğrenme biçimlerine sahip olma eğilimindedirler.
  2. Öğretmenler arasında öğrenme biçimleri farklılık gösterdiğinde bunun sınıf yönetimine nasıl yansıdığı açıklığa kavuşturulmamıştır.
  3. Öğretmenler ve yöneticiler arasında öğrenme biçimleri açısından farklılıklar gözlenmiştir.

Öğrenme Biçimini Belirlemede Kullanılabilecek Ölçme Araçları

  • İç İçe Girmiş Şekil Testi
  • Kolb Öğrenme biçimleri Envanteri
  • Dunn ve Dunn Öğrenme Biçimi Envanteri
  • Özümseyici-Buluşçu Envanteri
  • Kirton Uyumcu-Yenilikçi Envanteri
  • Benzer Şekilleri Eşleme Testi
  • Honey ve Mumford Öğrenme Biçimi Anketi
  • Bilişssel Biçimler Çözümlemesi
  • Grasha-Reichmann Öğrenci Öğrenme Biçimi Ölçekleri

Not: Bu yazı Nobel Yayınevi’nin ”Eğitimde Bireysel Farklılıklar” kitabından özetlenmiştir. Daha detaylı bilgi için kitabı edinmeniz tavsiye edilir.  Kitap hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.