Eğitimde Önbilgi Düzeyi ve Önemi

Eğitimde öğrencilerin bireysel farklılıklarının eğitim süreçlerine ne tür etki ettikleri senelerdir tartışılmaktadır. Bu farklılıklardan birisi de öğrencilerin öğrenilecek konuya ilişkin önbilgi düzeyidir. İnsanların ne öğrenecekleri, daha önce neler öğrendikleri ile ilişkilidir. Ve öğretmenler öğretecekleri konu hakkında öğrencilerin bir altyapısı olmasını tercih ederler. Bu sayede öğrenme daha kolay gerçekleşmektedir.

Kavramsal Boyutlar

Bir eğitim sürecine başlayan bireyler genellikle önbilgilere sahiptirler. Bu bilgiler bir yerlerden duyularak, yaşantılar kazanarak veya diğer yollarla edinilmiş olabilirler. Eğitsel süreçlerin amacı önceden edinilmiş bilgileri bir bütün haline getirmek ve yeni bilgilere dayanak olarak kullanmaktır.

Önbilginin tutum boyutu bireyin genel isteklilik durumunu, deneyim boyutu öğrenilecek bilgi hakkındaki önceki yaşantılarını, bilişsel boyutu da edinilen bilgileri kapsamaktadır.

Öğrenme Sürecinde Önbilginin Rolü

Geleneksel anlayışa göre öğrenme önceki bilgilerin birikimini kullanmaktır. Yani buna ‘’aktarma-kazanma’’ da denilebilir. Öğrencinin boşlukları görülür ve oralar doldurulur. Geleneksel yöntemi kullanan öğretmenler genelde bu boşlukları doldurma gayreti ile öğrencilere fazla bilgi yüklemesi yapmaktadırlar. Bu sebepten dolayı geleneksel yöntem üç yönüyle eleştirilmektedir. Birincisi, öğrenciler okula gelmeden önce de öğrenmeye başlamışlardır, ikincisi ise konuya yabancılığın düzeyi azaltmak bir çözüm değildir, üçüncüsü çocukların duygusal zekâları da vardır, tamamen soyut bilgi yüklenmemelidir.

Bilişsel gelişim ile alakalı çalışmalar göstermektedir ki, her yaştaki bireyler dünyanın işleyişine dair bazı önbilgilere sahiptir. Örneğin yeni doğmuş bir bebek bile dünyada olup bitenlere dair içsel bilgilerle dünyaya gelmektedirler.

Çağdaş anlamda öğrenme nitel bir değişimdir. Kuramların birçoğu öğrenmeyi birikimli bir süreç olarak görür. Öğrenci yeni bilgiyi sorgulayarak ve tam olarak eski bilgileriyle eşleştirebilirse öğrenme tam olarak gerçekleşmektedir.

Önbilgide Kavramsal Farklılıklar ve Yansımaları

Eğitim araştırmalı tutarlı olarak şunu ortaya koymuştur ki; Öğrencilerin önceden ne bildikleri ve bu bilgileri nasıl düzenledikleri yeni konuları öğrenme sürecini etkilemektedir. Öğrencilerin sahip olduğu önbilgilerin birçoğu parçalı ve dağınık olduklarından dolayı yeni öğrenmelere sorun çıkarabilecek yanlış kavramsallaştırmalar da ortaya çıkabilmektedir. Eğer eski bilgi ile yeni bilgi arasındaki bağlam uygun bir şekilde verilirse küçük çocuklar bile önbilgilerini kullanarak işlem yaparak öğrenebilirler.

Hunt ve Mistrell’e göre özellikle fen eğitimdeki sorunların ana kaynağı öğretmenle öğrenci arasındaki iletişim sorunlarıdır. Öğretmenler öğrencileri boş bir levha olarak düşünmektedirler.

Roth yeni bilgiyi öğrenmeyle ilgili beş strateji belirlemiş ve bunların yalnızca birinin önbilgiyle yeni bilgileri eşleştirmede etkili olmuştur.

Çocukların sahip olduğu önbilgilerle kavramsallaştırma farklılığından ileri gelen öğrenme engellerinden birkaçı aşağıdaki gibidir

  • Yetersizlik engeli ortaya çıktığında önbilgi eksikliği gözlemlenmektedir.
  • Parçalanma engeli oluştuğunda öğrenci eski bilgileri ile yeni bilgileri arasında bir bağ kuramaz.
  • Varoluş engeli baş gösterdiğinde önbilgiler, bilişsel boyutla tutarsızlık göstermektedirler.
  • Eğitsel engel ortaya çıktığında önbilgiden kaynaklanan bilişsel bilgiler ile yeni öğretilen bilgiler tutarsızdır ve bunun sebebi önceden verilmiş olan yanlış eğitimlerdir.

Önbilgiyle İlgili Kuramlar

  • Piaget’e göre öğrenme her zaman aynı biçimde gerçekleşmemektedir. Yeni bilginin önbilgi ile uyuşması veya uyuşmaması durumlarında farklı süreçler işlenmektedir.
  • Dewey’e göre öğrenme öğrencilerin toplumsal etkinlikler yoluyla gerçekleşmektedir. Öğrenci aktif rol oynar. Öğrenme etkinlikleri yalın bir biçimde düzenlenirse öğrenci önbilgilerini hemen devreye sokar.
  • Ausubel’in kuramına göre ise gerçek öğrenme ancak bireyde bulunan bilişsel yapıların geliştirilmesiyle mümkündür. Yani bunlar, bireyin kendi zihinsel çabalarıyla oluşturdukları birikimlerdir.
  • Bloom’a göre, öğrenme için yeterli zaman uygun koşullar sağlanırsa okullardaki başarısızlık oranı yalnızca %5-20 arasında olacak ve geri kalan tüm öğrenciler başarılı olacaktır.
  • Vygotsky, öğrenmede toplumsal süreçlerin rolüne değinmekte ve bilginin ancak toplum içinde anlam kazandığını belirtmektedir. Özellikle fen eğitiminde önbilginin rolü üzerinde çalışmalar yapmıştır.
  • Brown, Collins ve Duguid’in durumsal öğrenme kuramına göre öğrenme fiziksel ve toplumsal bağlamlar içinde gerçekleşir. Bu yönüyle önbilgi başka bir topluluk içinde edinilen kimliği ifade etmektedir.

Öneriler

  • Yeni bir bilginin öğretimine başlanmadan önce önbilgi harekete geçirilmelidir.
  • Tahminlerde bulunmaya imkân sağlanmalıdır.
  • Sor sormaya, sorgulamaya özendirilmelidir.
  • Deneyimlere bağlantı kurulmalıdır.
  • Yeni bilgiler açıklanarak sunulmalıdır.
  • Anlamlı bağlamlar yaratılmalıdır.
  • Önbilginin miktarı ve niteliğine karşı duyarlı olunmalıdır.
  • Öğrenmede transfer kullanılmalıdır.
  • Önbilginin yeniden düzenlenmesine fırsat tanınmalıdır.
  • Öğrencilerin toplumla etkileşimine fırsat tanınmalıdır.
  • Tartışmalar desteklenmelidir.
  • Gözlem yapmaya ve çıkarımlarda bulunmaya özendirilmelidir.
  • Bilginin uygulanacağı ortamlar oluşturulmalıdır.
  • Öğretilen bilgilere uygun değerlendirme sistemi kurulmalıdır.
  • Öğrencilerin kendi kararlarını kendileri vermeleri desteklenmelidir.

Not: Bu yazı Nobel Yayınevi’nin ”Eğitimde Bireysel Farklılıklar” kitabından özetlenmiştir. Daha detaylı bilgi için kitabı edinmeniz tavsiye edilir.  Kitap hakkında daha detaylı bilgi edinmek ve satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.